İslam İlmihali

Allah Katında Din İslamdır

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
İslam İlmihali

Keffaretin Mahiyeti ve Nevileri

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

167- Keffaret, lûgat deyiminde gidermek ve örtmek manasındadır. Allah, bazı kusurları ve günahları birtakım vesilelerle bağışlayıp örttüğünden bu vesilelerden her birine "Keffaret" denilmiştir. Bunun çoğulu "Keffarât"dır. Günahları affetmeğe de 'Tekfir-i Zünûb" denilir.

168- Keffaretler, "Keffaret-i Savm = Oruç Keffareti". "Keffaret-i zihar= zevceyi haram kılma keffareti" Keffaret-i halk = ihramda tıraş olmanın keffareti". "Keffaret-i katil = hataen adam öldürme keffareti" ve "Yemin keffareti" diye başlıca beş kısımdır. Bu keffaretler, yasak olan şeylerden insanları alıkor ve engeller. Yapılan bir günaha, verilen bir ceza yerinde bulunur. Aynı zamanda bir ibadet manasında bulunduğundan günahların bağışlanmasına bir vesile olur. Bunları sırasıyla açıklıyoruz:

Oruç Keffareti

169- Oruç keffareti, Ramazanda bir özür bulunmaksızın belli şartlar içinde orucunu bozan bir mükellefin, müslüman veya gayr-i müslim bir köle veya cariye azad etmesidir. Buna gücü yetmiyorsa, arka arkaya kesinti yapmaksızın iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmezse altmış fakire (sabah akşam) yemek yedirir.

Pazartesi, 28 Haziran 2010 16:38 tarihinde güncellendi
 

Altın diş taktırmanın hükmü nedir?

E-posta Yazdır PDF
AddThis Social Bookmark Button

Zarûret olmadıkça erkeklerin altın diş taktırmaları câiz değildir. Çünkü erkeğin altın takması ve altınla süslenmesi haramdır. Kadına gelince, eğer kadınların altın dişle süslenmeleri, onların âdeti ise, bunda bir sakınca yoktur. Bu şekilde güzelleşmek kadınların âdeti ise ve israf yapılmadığı sürece, kadınlar altın diş taktırabilirler.


Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

Perşembe, 10 Haziran 2010 12:52 tarihinde güncellendi
 

Hz. Adem İle Havva'nın İşlediği Suçun Niteliği

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

 

Yüce Allah ilk insanı yaratıp, irade-i cüziyyesi ile serbest bırakınca, şeytanın onu etkilemesi söz konusu olmuştur. Çünkü şeytan Âdem'e ve nesillerine vesvese verip onları aldatma ve kötülük işletme görevini üstlenmiş, Cenab-ı Hak ona bu gücü vermiştir. Ancak yüce Allah bu konuda Hz. Âdem'i uyarmış, buna rağmen suret-i haktan görünen şeytan, mantıklı ve inandırıcı telkinlerle ilk insanı etkilemiştir. Ancak İslâm inancına göre suç ferdidir. Babadan oğula geçmez. Diğer yandan Âdem ve Havva cennetten çıkarılınca yüce Allah kendilerine birtakım kelimeler öğreterek tevbe etmelerini telkin etmiş, ilk insanın duası kabul edilmiştir.

 

Allahü Teâlâ yasak ağacın meyvesinden yemeleri sonucunda, Âdem ve Havva'ya şöyle demiştir: "Hepiniz oradan yeryüzüne inin. Yalnız iyi bilin ki, size benden bir hidayet geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa, artık onlara bir korku yoktur. Ve onlar üzülmeyeceklerdir." (el-Bakara, 2/38.) "Dedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize düşman olarak. Şimdi, benden size bir hidayet geldiği zaman kim benim hidayetime uyarsa, o sapmaz ve sıkıntıya düşmez. Kim beni anmaktan yüz çevirirse, onun için dar bir geçim vardır. Kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz." (Tâhâ, 20/123, 124.) "Allah buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir. Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız." (el-A'râf, 7/24, 25)

Salı, 08 Haziran 2010 15:44 tarihinde güncellendi
 

2010 Yılı Hac Kura Sonuçları

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 19
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Dairesince açıklamış olduğu bilgilere göre Hac Kura Sonuçları 26 Mayıs 2010 günü saat 11'de başlanacak. Yalnız sonuçların internetten açıklanması ise aynı gün saat 21:00'den itibaren Hac Dairesi Başkanlığının sitesinde yayınlacaktır. Sonuçlara BURADAN ulaşabilirsiniz. Herkesin O mübarek beldeleri görmesi temennisi ile dua ediyoruz. İslamİlmihali.net olarak Kura sonucunda isimleri açıklanan Hacı Adaylarımıza şimdiden Allah Kabul etsin diyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Dairesi Başkanlığının yapmış olduğu açıklama ise şöyle;

 

Çarşamba, 26 Mayıs 2010 08:41 tarihinde güncellendi
 

Allah'ım Bana Öyle Bir Gönül Verki!

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

ALLAHIM !BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:


Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim...

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sev...ebileyim...

BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:

Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim...

 

Müslüman Zengin mi Fakir mi Olmalı?

E-posta Yazdır PDF
AddThis Social Bookmark Button

Kanaatimce fakirlik ve zenginlikten birini mutlak mânâda nimet ya da onun zıddı olan nikmet şeklinde değerlendirmek doğru değildir.

Zira tarih boyunca fakirlerden pek çok salih kimse olduğu gibi yine zenginlerden de kendini Allah'a adamış, "Allah adamı" diyebileceğimiz pek çok insan var olmuştur. Bu sebeple diyebiliriz ki, yerine göre fakirlik yerine göre de zenginlik hayırlıdır; her iki durum da yerine göre hem nimet hem de nikmet olabilir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) fakir bir hayat yaşamıştı. Fakat O'nun yaşadığı, ızdırarî bir fakirlikten ziyade iradî bir fakirlikti. Evet, O, hususi konumu itibarıyla fakir bir hayatı tercih etmişti. İsteseydi dünya serveti hane-i saadetlerine akıp dururdu. Ancak çok iyi biliyoruz ki, mübarek hanelerine servetin aktığı zaman bile O Mukteda-yı Küll Rehber-i Ekmel Efendimiz (aleyhi salavâtullahi ve selâmuh), hayat-ı seniyyelerini hiç mi hiç değiştirmemişti. Mesela, Hazreti Hatice (radiyallahü anhâ) bütün servetini Efendimiz'e teslim etmişti. O da, bütün bunları Allah yolunda sarf etmişti. Nitekim bir defasında Hazreti Ömer'e, "İstemez misin ey Ömer, dünya onların, ahiret de bizim olsun?" buyurmuştu. Peygamberlerden sonra insanların en faziletlisi olan Hazreti Ebû Bekir'in (radiyallahü anh) Sunh'taki evi de tam bir fakirhaneydi. Zaten kendisi uzun süre mahallenin koyunlarının sütlerini sağarak geçimini sağlamıştı. Hazreti Ömer'in (radiyallahü anh) durumu da farklı değildi. Bütün Müslümanların halifesi olduğu zaman bile mâil-i inhidam/yıkılacak gibi duran bir evde oturuyordu.

Pazartesi, 17 Mayıs 2010 11:15 tarihinde güncellendi
 

Zekat Ödeme Yolları ve Şekli

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 
AddThis Social Bookmark Button

79- Zekata bağlı olan altın, gümüş, ekin, hayvanat ve ticaret mallarının zekatlarını bizzat kendilerinden (ayinlerinden) vermek caiz olduğu gibi, bunların kıymetlerini vermek de caizdir. Burada mal sahibleri serbesttir. Keffaretlerde, nezirlerde ve fitrelerde de hüküm böyledir. Çünkü İslam şeriatında mal sahiblerine kolaylık gösterilmesi gerekli olmuştur. Bu ibadetin vacib olmasındaki hikmet, fakirleri ihtiyaçtan kurtarmaktır. Bu hikmet ise, bu malların kıymetlerini vermekle de gerçekleşir.

Bundan dolayı bir kimse, altının zekatı için gümüş, zahire veya kumaş verebilir. Saime olan hayvanlar için veya ticaret maları için de, nakden para verilebilir. Ancak burada fakirler için daha faydalı olan yönü seçmek iyidir.

(İmam Şafiî'ye göre, üzerlerine zekat gereken şeylerin aynen kendilerinden verilmesi lazım gelir. Kıymetleri verilmez.)

Perşembe, 13 Mayıs 2010 12:06 tarihinde güncellendi
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 53

Namaz Kılıyormusunuz?
 
Şu anda 24 ziyaretçi çevrimiçi

Diğer Dillerde İlmihal


Web Stats