70- İslam'da kazanç (geçim sağlama) alanına atılmak, aslında ilim gibi bütün Müslümanlar için pek önemli bir görevdir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyrulmuştur:
"Çalışarak kazanç sağlama yollarını aramak, Müslüman olan her erkek ve kadın için bir farzdır."
Çünkü her Müslüman, yükümlü olduğu görevleri kazanç sayesinde yerine getirebilir. Bu görevlerin yapılması kuvvet ve sağlığa bağlıdır. Kuvvet ile sağlık da gıdaya ve diğer ihtiyaçlara bağlıdır. Bunlar da ancak kazançla sağlanabilirler. Onun için kazanç alanına atılmak önemli bir görevdir, bir farzdır. Şöyle ki:
71- Herhangi bir Müslüman kendi nefsini ve geçimleri üzerine gerekli olan kimseleri geçindirmeye ve borçlarını ödemeye yetecek kadar helalden kazanmakla yükümlüdür, bu bir farzdır. Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur:
"Her Müslüman üzerine helali aramak vacibdir."
72- Fakirlere yardım, düşkünlere iyilik etmek için yetecek mikdardan fazla kazanç sağlamak memduhtur (iyidir). Böyle bir kazanç nafile ibadetten daha faziletlidir. Çünkü bunun yararı başkalarına dokunur.
73- Geniş bir dirliğe ermek ve fazla nimetlenmek için daha fazla kazanç sağlamak mubahtır. Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur:
"Salih (iyi ve dürüst) insan için, yararlı mal ne güzeldir."
74- İnsanlara karşı büyüklenmek ve övünüp gururlanmak için yapılan kazançlar haramdır. Helal yoldan kazanılmış olması fark etmez. İnsanlara karşı serveti ve mevkii ile çalım satan kimseler ahirette Yüce Allah'ın gazabına uğrayacaklardır. Büyük İslam İlmihali/Ömer Nasuhi Bilmen)
-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-
İslam'da Ticaret (Diyanet İşleri Başkanlığı İlmihali)
İslâm dini tabii ve fıtrî bir din olduğundan bu dinde, insanların imkân ve kabiliyetlerine göre çalışıp kazanmaları, gerekli iş birliğini ve iş bölümünü sağlamaları ve ihtiyaçları doğrultusunda harcama yapmaları tabii karşılanmış, ancak bu konuda bazı temel ölçü ve ilkeler getirilerek iş ve ticaret hayatının düzen ve güven içinde, haksızlık ve suistimalden uzak olarak işlemesine yardımcı olmak istenmiştir. İslâm'ın ticarî hayatla ilgili getirdiği ilkeler, esasen hukukî alanda koyduğu kuralların bir parçasını teşkil eder ve hepsi birden fıkhın muâmelât ahkâmını oluşturur. Bunun için de klasik kaynaklarda böyle bir ayırıma rastlanmaz. Bununla birlikte günümüzde ticarî hayat, ayrı yasal düzenlemelere konu olan, farklı örf ve âdetlerin cereyan ettiği önemli bir alan olduğundan burada ayrıca ele alınması tercih edilmiştir. Bu itibarla burada, daha önce sözü edilen ilke ve amaçlar ve hukukî hayatta geçerli prensiplere ilâve olarak ticarî hayata ilişkin dinî hükümlere ve İslâm kültür ve geleneğine temas edilecek, bu çerçevede gündeme gelebilecek çeşitli güncel meselelere ve kazanç yollarına açıklama getirilmeye çalışılacaktır.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






